Dünya için çal

29 11 2010

Şuan laptopunuzu, kitabınızı, televizyonunuzu, gazetenizi, beklide çalan kapıyı açmadan önce mırıldandığınız tınıdır Dünya için çal..
Sevgilinizle buluşmaya giderken yolda tutturduğunuz türküdür. Kulağınıza her daim çarpan sesidir dünya’nın.. Dünya’nın kendi sesi.. Asla dinmeyecek olan..
Sabah araba gürültüsü, akşam köpek havlamaları..
Yürürken kulağınıza takılan, ayakkabınızın yere basarken çıkardığı, akşam uyurken duvardaki saatin hiç susturmadığı periyodik sestir..
Susturursanız dünya durur,
Onu susturmak, yaşamı susturmaktır..

Dünya için çal grubu, sokakta aslında her zaman kulağımıza çarpan ama bir türlü fark edilmeyen ya da görmezden gelinen, doğanın tınısından çok daha farklı bir sesi göstermek için, sokaktaki müziği duyurmak için, Ekin KAVAK tarafından 1 Temmuz 2010’da bir facebook sayfası olarak kuruldu. (sayfamızın 1 kasım’da hiç bir neden belirtilmeksizin 1 kasım 2010’da yayın hakları engellenmştir)
İlk 2 ayında üyelerine 200’den fazla farklı sokak müzisyeninin sesini duyurdu. Ve daha fazlasının sesini duyurmaya, sokağın tozunu solutmaya devam edecek..

– Neden Dünya için çal?
Çünkü yaşadığımız yer burası. Dünya. Kaçacak yerimiz yok. Ve sokak müziği tek bir canlı türüne ya da düşünceye yapılmaz. Eğer sokakta müzik yapıyorsanız bazen sadece sokak köpeleridir dinleyicileriniz, bazen kediler, bazen annesinin elinden kalabalıkta kaybolmasın diye sıkıca tuttuğu fak bir çocuk, bazen annesinin elini çoktan bırakmış, belki annesini hiç tanımamış sokak çocukları, ağacından ayrılıp rüzgarda savrulup önünüze düşen sarı bir yaprak, belediye işçileri.. sokak dünyanın kendisidir. Ve her tını bu dünyadan çıkmadır.

– Sokak müzisyenleri kimlerdir?
Hikayelerini müzikleriyle anlatan ve anlatma yolu olarak sokağı seçmiş olan insanlardır.
Sokak müzisyenlerinin belirli bir oluşumun üyesi değil, sadece sokağın üyesidir. Evsiz olması, zengin olması ya da meşhur olması bunu değiştirmez çünkü sokakta herkes aynı seviyededir, herkes eşittir. Amaç ne kadar farklı da olsa, araç değişmez. Ayrıca sokak müziği bir ülkenin kültürünü yansıtır. Sokak müzisyeninin olmadığı bir ülkede ruh bulamazsınız. Sokak müzisyenleri antik ve ortaçağ kentlerinde bile varlardı. Sokak müzisyenleri, insanı insana müzikle anlatma sanatını icra edenlerdir ve sanattan yoksun bir insanlık düşünülemez.

– Neden sokakta müzik yapma gereği duyuyorlar?
Aslında bunun çokça nedeni var. Günümüzde sanatçı – dinleyici ilişkisi sanal bir bağ ile (internet) sağlanıyor. Yani müzisyen dinleyicisi ile birebir ama belirli sınırlar içinde konuşabiliyor fakat sokak bunu ortadan kaldırıyor. Bundan 10 sene önce bir hayranın müzisyenini takip etmesi çok meşakkatli bir işken şimdi facebook, twitter gibi sitelerden kolaylıkla takip edebiliyor, konserlerine gidiyor falan. Ama bazen dinleyicinin gözlerini, mimiklerini görmek gerekebiliyor. İşte bu yüzden çoğu sanatçı farklı türden insanlara ulaşmak için, daha fazla insana ulaşmak, tepkilerini görmek, birebir bir paylaşımda bulunmak için müziğini sokakta icra ediyor. Örneğin çoğu Avrupa kentinde sokak müzisyenleri bir sürü albümleri olan, alanında profesyonelleşmiş, bu işin ustası olmuş kişilerdir. ‘Sokak performansı’ diye bir olay vardır mesela. Yine ülkemizde en tanınmış sokak müzisyenleri olan siya siyabend, karagüneş, gibi gruplar da müziğini direk sokakta dinleyicisi ile paylaşan gruplardır. Bunların dışında sokakta müzik yapanlar arasında öğrenciler vardır. Bazen sadece eğlenmek için bazen okul harçlıklarını çıkarmak için sokakta müzik yapanlardandır. Bazı öğrenciler ise okulun sınırları dışına taşmak için sokakta çalabiliyorlar. Ezberci sistem maalesef konservatuarlarda bile kendini gösterebiliyor. Müzik ruh ile alakalı bir olaydır. Okul duvarları arasında yakalayamadığı ruhu sokakta yakalayabiliyorlar bazen. Ayrıca bu yoldan para kazanan insanlar da var.

– Dünya için çal o zaman bir yandan da para için çal olmuyor mu?
Para için çaldır olabilir belki. Üniversite mezunu bir ton işsiz varken –ki ben de bunlardan biriyim- köyünden kalkıp gelen adam nasıl iş bulabilir? Asgari ücretle mi? sanmıyorum. Hele bir de 40 yaşlarındaysa veya geçmişse o yaşları.. Eğer bir enstrüman çalıyorsa alıp eline gitarını, kemençesini, kanununu, udunu.. ya da her ne ise o şey bazen bir saksafon, bir keman, bazen sadece ufacık bir flüt.. çıkıyor dışarıya. Çalmıyor, dilenmiyor, utanması mı lazım? Hiç zannetmiyorum. Bu durumda utanacaklar başkaları. İş kime düşüyor? Bize.. e o zaman varsın önüne açsın o kemanının kabını..

– Etkinlikleriniz nelerdir?
En son Ramazan bayramının 3. Günü 20 kişilik bir ekip ile Nesin Vakfı’ndaki çocuklarla bayramlaşmaya gittik. Şarkılar söyledik birlikte. Çok yerden “buraya da gelin bekleriz” diye mailler geliyor. Paramız ve zamanımız olduğunca dolanmaya çalışıyoruz.
2-3 Ekim’de Eskişehir’de Bir Buluşma gerçekleştirdik.
27-28 Ekim’de ise Ankara’da Dünya için Çal’an, çalmaya çalışan dostlarla buluştuk..

Ve devamı gelecek..

 

http://www.facebook.com/dunyaicincal


İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: